GAZİANTEP-ŞANLIURFA-MARDİN-DİYARBAKIR TURU

GAZİANTEP-ŞANLIURFA-MARDİN-DİYARBAKIR TURU
Tur Detay İki Kişilik Oda Kişi Başı Tek kişilik Oda İlave Yatak Çocuk Fiyat 2. Çocuk Fiyat Taksit Seçenekleri
GAZİANTEP/ŞANLIURFA/MARDİN/DİYARBAKIR TURU
4* OTELLER
1950,00 TL 2400,00TL 1950,00TL 0-6 Yaş
1500,00TL
06-12 Yaş
1800,00TL
Ödeme Seçenekleri

SARI SICAK
GAZİANTEP – ŞANLIURFA – MARDİN – DİYARBAKIR

11 – 15 Ekim 2018 (Perşembe – Pazartesi, 4 gece, 5 gün)

Bu gezide ilk önce, binlerce yıldır Fırat türkülerinin söylendiği bu coğrafyanın tarih ve kültür açısından en zengin kentlerinden biri olan Gaziantep’te dünyanın en büyük mozaik müzelerinden birini ziyaret ediyoruz. Burada Dionysos’un Düğünü, Troia kahramanı Akhilleus’un gençliği, Yunuslu Eros, Fırat Nehri’nin adını aldığı Euphrates, tedirgin bakışlarıyla Çingene Kızı ve daha birçok eserle tanışacağız. Öğleden sonra ise dimdik duran kalenin gölgesi üzerimizde olarak, hanları ve baharat kokulu çarşılarıyla kenti ve Eski Antep evlerinin restore edildiği Bey Mahallesi’ni adımlıyoruz.İkinci günün sabahında Fırat’la tanışıyoruz, Roma İmparatorluğu’nun 4.Lejyonu’nun konak yeri olan Zeugma’da görkemli mozaiklerle donatılan villaların arasında dolaştıktan sonra siyah gülün peşinde Halfeti’ye gidiyoruz. Dimdik yükselen sarp kayalıklarla çevrili yüksek bir tepe üstüne kurulan Rumkale’yi takiben öğle yemeğimizi yiyor ve yola çıkıyoruz. Dinler tarihi yönüyle dünya kültüründe önemli bir yere sahip olan Şanlıurfa hem çok tanrılı hem de tek tanrılı dinlerin izlerini barındırır. Peygamber mekânları, kutsalbalıkları, abbaralı sokakları, ‘hayat’ dolu hikâye dolu evleri, anlam yüklü başlıkları ve takılarıyla yüzleri dövmeli kadınları, birbirinden kıymetli el sanatları, sıra geceleri, isotu, Harran’ı ve bitiremeyeceğimiz anlatıları ile Urfa…Gezimizin en önemli kısmı ise insanlık tarihi adına şimdiye kadar öğrendiğimiz tüm bilgileri tekrar gözden geçirmemize sebep olan Göbeklitepe... Ziyaret Tepe olarak da adlandırılan Göbeklitepe gezimizi Temmuz 2014’te zamansız bir şekilde kaybettiğimiz Prof.Dr. Klaus Schmidt’in anısına adıyoruz.Taşların nakış nakış işlendiği Mardin kadim kentlerin en heybetlilerindendir.Dördüncü günümüzde ulaşacağımız Mardin, Mezopotamya ovasına tepeden bakar. Kent, farklı mezheplere ait ibadethaneleri ve yöreye has mimari özellikler gösteren konaklarıyla doyulmaz güzelliktedir. Özellikle telkâri ve bakır işleme konusunda tartışılmaz bir üstünlük sağlayan Mardin ve Midyat, yemekleriyle de ünlüdür.Beşinci gün, iç burkan sessizliği ve ayakta kalma çabası ile Hasankeyf, gezimizin en hüzünlü bölümünü oluşturacak. Dicle nehrinin kıyısında birbirine karışan eski ve yeni yaşamlar, adetler, insanlarla karşılaşacağız.Dönüşe geçmeden önce kadim kentlerin sonuncusu olan Diyarbakır’ı gezeceğiz. Önemli bir kültür şehri olan Diyarbakır, tarihin her döneminde büyük uygarlıkların kültürel ve ekonomik faaliyetlerin merkezi olarak kabul edilmiştir. Doğu-batı ve kuzey-güney ticaret yollarının en önemli kavşak noktalarının üzerinde bulunan Diyarbakır hem İslamiyet öncesi hem de İslamiyet’ten sonraki dönemlerde önemini kaybetmeyerek günümüzde de özelliğini koruyan bir şehirdir.

Program:
11 Ekim 2018, Perşembe:
İstanbul Sabiha Gökçen Havalimanı’nda buluşuyor ve Anadolu Jet’in TK 7270 sefer sayılı uçağı ile 07.00’de Gaziantep’e uçuyoruz.Buluşma Yeri ve Saati: Online Check-in kontuarı önü, 06.00Avrupa yakası ve kadıkoyden servıs konacaktır Gaziantep’te ilk durağımız Zeugma’dan çıkarılan mozaiklerin sergilendiği Zeugma Mozaik Müzesi oluyor. 30.000 metrekarelik alanında bin 700 metrekarelik mozaik ile dünyanın en büyük mozaik müzesi unvanını elinde bulunduran müzede mozaiklerin yanı sıra kazıda ortaya çıkan Mars Heykeli’ni, sayısız mühür baskısını, sikkeleri de görmek mümkün.Öğleden sonramızı kenti gezerek geçiriyoruz.Kale’den başlayarak yeni oluşturulan “Kültür Yolu” üzerindeki eserleri tanımaya başlıyoruz. İki bine yakın cam eser barındıran Türkiye’nin ilk özel müzesi olarak eski bir Antep Evi’nde kurulan Medusa Cam Eserleri Müzesi, yöre mutfağına ait eşyaların sergilendiği Emine Göğüş Mutfak Müzesi ve üretimlere göre sokaklara ayrılan Antep Çarşısı’nda Bakırcılar’a ve baharatçılara ayrılan bölümü geziyor, Tahmis Kahvesi’nde soluklanıyoruz. Son olarak eski Antep evlerinin restore edildiği Bey Mahallesi’ni görerek otelimize dönüyoruz.Akşam yemeğimiz Gaziantep’in dillere destan lezzetlerinden oluşacak.Tarihi İpek Yolu güzergahında bulunan Gaziantep’te çeşitli kültürlerin buluşması nedeniyle oluşan zengin mutfağında bilinen yaklaşık 250 çeşit yemek türü yer almaktadır.Konaklama: Gaziantep

12 Ekim 2018, Cuma:
Sabah erken kahvaltımızın ardından otelden ayrılıyoruz.İlk durağımız Mezopotamya’ya hayat veren Fırat’ın kıyısında Büyük İskender’in generallerinden Selevkos Nikator tarafından kurulan Zeugma antik kenti oluyor. Fırat manzaralı yamaçlara inşa edilen villalardan çıkarılan dünyaca ünlü mozaiklerle ünlü ören yerinin ardından büyük kısmı Birecik Baraj gölünün suları altında kalan ve dünyada siyah gülün yetiştiği tek yer olarak kabul edilen Halfeti’ye ulaşıyor, Fırat’ın suları altında kalan köyleri ve Rumkale’yi tekne ile geziyoruz. Rumkale, 1838’de ziyaret eden Moltke’ye “kayalığın nerede bittiğini, insan eserinin nerede başladığını söyleyebilmek çok zor” dedirtecek kadar doğayla uyumlu mimari özelliğe sahiptir.Öğleden sonra Şanlıurfa’ya doğru yola çıkıyoruz.  Bu kadim kentte ilk durağımız Göbeklitepe oluyor. Arkeolojik olarak Çanak Çömlek Öncesi Neolitik A Dönemine (MÖ 9600 – 7300) ait olan Göbeklitepe’nin hâlâ çok fazla bilinmeyeni olduğu halde şu ana kadar sundukları insanlık tarihine ait bilgilerimizi alt üst etmeye yeterli. Binlerce yıl önce henüz kendilerine ev yapamamış, toprağı işlemeyi henüz öğrenmemiş insanların, tanrılarını yerleştirdiği, tapınak inşa ettiği bu gizemli alan şimdilik sırlarını vermeye yanaşmıyor. Daha sonra otelimize yerleşiyor ve dinleniyoruz.Gaziantep mutfağı ile çekişme halinde olan Şanlıurfa mutfağını karşılaştırma fırsatı bulacağımız akşam yemeği ile beraber geleneksel Sıra Gecesi’ne katılıyoruz.Konaklama: Şanlıurfa

13 Ekim 2018, Cumartesi:
Erken bir kahvaltı sonrası eski çağlarda Mezopotamya’nın en ünlü kentlerinden biri olan Harran’a gidiyoruz. Güney Mezopotamya’dan gelen iki önemli ticaret yolunun kesiştiği noktada kurulan Harran, tarihi zenginliği ile zamanının kültür ve din merkezlerinden biri olarak önemini daima korumuştur. Bindirme tekniğiyle yapılmış külah biçimindeki konik kubbeli evleri ile tanınan Harran aynı zamanda dört bin yıllık geçmişinde İlkçağ Felsefe Okulu’nun merkezi olmuş, temellerinin Assur ve Babil dönemlerinde atıldığı tahmin edilen üniversitesinde Sabit İbni Kurra, Cabir ibni Hayyan, el- Battani gibi büyük matematikçi, kimyacı, gök bilginlerini yetiştirmiştir. Harran’ı kalesi, evleri ve üniversitesiyle karış karış gezdikten sonra şehir merkezine ulaşıyor ve gezmeye başlıyoruz.Sarp kayalar üzerinde yer edinen Urfa Kalesi efsanelerden birinin başlangıcıysa, Balıklı Göl onun devamıdır. Ona Ayn Zeliha Gölü eşlik eder. Ayrıca, bir ‘Peygamberler Şehri’ olan Urfa’da Hz. İbrahim, Hz. Eyüp, Hz. Şuayip ve Hz. Yakup’a ait izleri bulmak da mümkündür. Arada vereceğimiz öğle yemeği molasından sonra Halil-ül Rahman ve Ayn Zeliha Gölleri’nin serinliğini kattığı Halil-ül Rahman ve Rızvaniye Camileri’ni ziyaret ediyoruz.Sonraki durağımız ise Haleplibahçe oluyor.Şanlıurfa Arkeoloji Müzesi, Arkeopark ve Edessa Mozaik Müzesi’nden oluşan kompleks aynı zamanda birçok canlandırma da barındırıyor. Paleolitik Çağ’dan İslamiyet dönemine kadar yaklaşık 10.000 eserin sergilendiği müze, 34.000 metrekare kapalı alanıyla Türkiye’nin en büyük müzesi olma özelliğini taşıyor.Bu muhteşem görsel şölenden sonra çarşıdan gelen bakır sesleri ve kahve ile baharat kokusunu takip edip en güzel soluklanma mekânı olan Gümrük Han’a ulaşıyoruz.Ulu Cami ve eski Urfa evlerinin olduğu sokaklarda dolaştıktan Mardin’e yola çıkıyoruz.Anadolu’yu Mezopotamya’ya bağlayan Mardin yöresi; tarihsel gelişim içerisinde, onlarca uygarlığa ve onlarca değişik din, etnik grup ve mezheplere ev sahipliği yapmıştır. Şehrin adı Süryanice kaleler kenti demek olan “Marde” den gelir.Romalıların Süryanilerden alarak ‘Maride’ dedikleri şehre, Araplar ‘Maridin’ dediler.Şehirdeki ilk durağımız 700 yıllık bir tarihe sahip mükemmel bir mimari yapısıyla, nakış nakış süslenmiş Kasımiye Medresesi olacak.Daha sonra otelimize yerleşip dinleneceğiz.Akşam yemeğimiz sıra dışı Mardin mutfağından olacak. Birçok kavime ev sahipliği yaptığı ve kervan yollarının kesiştiği bir noktada olması Mardin’deki yemek kültürünü de geliştirmiş ve yemek çeşitlerini de çoğaltmıştır.Konaklama: Mardin

14 Ekim 2018, Pazar:
Sabah kahvaltıdan sonra Deyrulzafaran Manastırı’na gidiyoruz. Mardin Metropoliti’nin ikametgâhı olan Deyrulzafaran Manastırı, Mardin Ovası’na hâkim bir noktadadır. 640 yıl boyunca Süryani Ortodoks patriklerinin ikametgâh yeri olan manastır, milattan önce Güneş Tapınağı, daha sonra da Romalılarca kale olarak kullanılan bir kompleks üzerine inşa edildi. Romalılar bölgeden çekilince Aziz Şleymun bazı azizlerin kemiklerini buraya getirterek kaleyi manastıra çevirdi. Bu nedenle Manastır, önceleri Mor Şleymun Manastırı olarak bilini- yordu. Mardin ve Kefertüth Metropoliti Aziz Hananyo’nun 793 yılından başlayarak büyük bir tadilat yapmasından sonra Ma-nastır onun adıyla, Mor Hananyo Manastırı olarak bilindi. 15. yüzyıldan sonra da Manastır’ın etrafında yetişen zafaran (safran) bitkisinden dolayı Manastır, Deyrul-zafaran (Safran Manastırı) adı ile anılmaya başlandı.
Kadim dinlerden olan Süryaniliğin bu önemli ibadet yerinden sonra Mardin’e dönüyor, öğle yemeğinden sonra kenti gezeceğiz. Kentteki en önemli İslami merkezlerinden biri olan Ulu Cami, kapısındaki taş işçiliği ve ışık vurunca renk cümbüşüne dönüşen mihrabıyla Zinciriye Medresesi, günümüzde Mardin Süryani Metropolitlik Kilisesi olan Mor Behnam (Kırklar) Kilisesi ve Ermeni mimar Sarkis Lole’nin ince bir zevkle tasarladığı yapılar Mardin’de göreceklerimiz arasında yer alıyor. Bu arada Mardin’in meşhur mavi badem şekerlerini, kahvelerin tadına bakmayı da ihmal etmiyoruz.Daha sonra Midyat’a yola çıkıyoruz.İlk yazılı bilgilerin MÖ 13. yüzyıla kadar uzandığı Midyat, dünyanın en eski yerleşim bölgesi olan Yukarı Mezopotamya’da yer aldığı için tarih boyunca Sümerler, Asurlular, Urartular, Makedonyalılar, Persler ve Romalılar gibi birçok uygarlığın egemenliğine sahne olmuştur. Birçok inanışa da ev sahipliği yapan kentte günümüzde Süryaniler, Yezidiler ve Müslümanlar bir arada yaşamaktadır. Bütün inanışların ve uygarlıkların izlerini taşıyan ve Midyat taşı ile süslenmiş Midyat evlerinin her biri bir açık hava müzesi konumundadır.Midyat işi telkârilerin olduğu çarşı ve Devlet Konuk Evi’ni gördükten sonra otelimize yerleşeceğiz.Konaklama: Midyat

15 Ekim 2018, Pazartesi:
Erken bir kahvaltıdan sonra Süryanilerin anayurdu olarak bilinen Turabdin bölgesinin kalbi konumundaki Mor Gabriel Manastırı’nı ziyaret edeceğiz. Savurlu Mor Samuel ile Kartminli Mor Şemun tarafından MS 397’de inşa edilen manastır, bölgenin en eski manastırı olup güzelliği ile bir başyapıttır.Manastır gezisi sonrası Hasankeyf’e yola çıkıyoruz. Orta Çağ İslam tarihçileri tarafından ‘‘Hısn Keyfa” adıyla bilinen yerleşme için günümüzde ne söylersek bir eksik kalır. Artuklu, Eyyubi ve Osmanlı dönemlerinde önemli bir ticaret merkezi olan Hasankeyf günümüzde kurtarma kazıları buluntuları ile bizleri şaşırtmaya ve yok olma ihtimaliyle de üzmeye devam ediyor.
Kazıların izin verdiği ölçüde kenti gezecek ve Dicle’nin yüzünün yansıdığı her biri ayrı bir yalnızlık içinde olan yapıları tanıyacağız. Uzaktan göreceğimiz Kale, Büyük Saray, Küçük Saray ve Ulu Cami, dokunabileceğimiz kadar yakından El-Rızk Camii ile yeni yerine alışmaya çalışan Zeynel Bey Türbesi gezmeyi planladığımız yerler arasında.Öğle yemeğini antik adı Tigris olan Dicle Nehri kıyısında yedikten sonra Diyarbakır’a yola çıkıyoruz.Yeniden yapılanan kentin Sur kesiminde görebildiğimiz ölçüde Ortadoğu’nun en büyük Ermeni kilisesi olan Surp Giragos Kilisesi, İslam âleminin 5. Harem-i Şerif’i kabul edilen Ulu Cami ve tipik bir Diyarbakır evi olan Cahit Sıtkı Tarancı Evi ziyaret edeceğimiz yerler arasında.
Gezimizin sonunda Doğu’nun sarı sıcağını arkamızda bırakarak Anadolu Jet’in TK 7215 sefer sayılı uçağı ile saat 20.25’de İstanbul Sabiha Gökçen Havaalanı’na uçuyoruz.

Bilgi ve Öneriler:
Gezimizde kent içi ve antik kent yürüyüşleri yapacağız.Bu nedenle ayağınızın rahat edeceği, altı sağlam bir yürüyüş ayakkabısı uygun olacaktır.
Giysileriniz mevsim koşullarına göre olmalıdır.Ekim ayında Güneydoğu Bölgesi gündüz saatlerinde genellikle sıcak olur bu nedenle yanınızda güneş kremi, şapka ve bandana gibi malzemeleri bulundurmanızı öneririz.Ancak, akşamları serin olabilir.Camilerde kullanmak üzere hanımların başörtüsü bulundurmalarını rica eder, kısa kollu giysiler ve şortla (kadın veya erkek) ibadet yerlerine girilemeyeceğini hatırlatmak isteriz.Sırt çantaları yürüyüş sırasında eşyalarınızı rahat taşımanız ve ellerinizin boş kalması için daha uygundur.Islak ve kuru mendil gibi kolay temizlik malzemelerini çantanızdan eksik etmeyiniz.Fotoğraf makinalarınız, video kameralarınız, yedek pil ve hafıza kartlarınızın da yanınızda olduğundan emin olunuz.Nokta Tur’un veya tur danışmanının gerekli gördüğü şartlarda tur içeriğine sadık kalınarak programda değişiklik yapılabileceğini de hatırlatmak isteriz.

• Türk Havayolları ile İstanbul – Gaziantep-Diyarbakır-İstanbul parkurunda ekonomi sınıf uçak bileti
• 1gece Şanlı urfa konaklama merkezı mın 4* veya butık oteller
• 1 gece Antep  konaklama  merkezı mın 4* veya butık oteller
• 1gece Mardin urfa konaklama merkezı mın 4* veya butık oteller
• 1 gece Midyat  konaklama  merkezı mın 4* veya butık oteller
• Programda belirtilen geziler
• Programda belirtilen öğle yemekleri5 adet
• Programda belirtilen akşam  yemekleri 4 adet   1 i sıra gece etkınlıği ile
• Müze ve ören yeri giriş ücretleri
• Transferler ve ulaşım
• Seyahat sigorrtası

• Programda belirtilmeyen her türlü hizmet
• Şahsi harcamalar